|
Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu
küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve
Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için pazen Pamfilya bazen de
Klikya olarak anılmıştır. Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir
bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent
merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı
araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,)
dönemine kadar uzandığını göstermektedir.
Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya
kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı
1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar
kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu’lar başkent
Konya’nın yanısıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez
olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.
1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya
girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti
parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın
karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih
Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine
alınmıştır.
Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine
bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868
yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur.
Kızıl Kule
Sultan Alaüddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. İsmini alt
kısmında bulunan kızılımsı taşlardan ve üst kısımları teşkil eden
tuğlalardan almıştır. Kulenin alt kısmında bulunan kesme taşların
Dim Boğazı'nın doğusundan getirildiği bilinmektedir. Kızıl Kule'nin
bulunduğu yer itibariyle doğu cephesi ile batı cephesi arasında iki
metrelik bir yükseklik farkı vardır. Buna göre doğu cephesindeki
yükseklik 35 m., batı cephesindeki yükseklik ise 33 m.'dir. Düzgün
bir sekizgen şeklindeki kule beş katlıdır. Üzerindeki kitabeye göre
1226 yılında yapılmıştır. Sekizgen şeklindeki kulenin zemin katı
müzenin bir devamı olarak Alanya yöresinde kullanılan etnografik
eserlerin sergilendiği bir yerdir. Kışın, yağmurlu günlerde kule
çevresine yağan yağmurların, küçük kanalların sarnıca bağlanması
suretiyle yıllık su ihtiyaçlarının buradan sağlandığı bilinmektedir.
Alanya Kalesi
Gelenleri ilk karşılayan Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi
kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesi'dir.
Çifte duvarlı ve iyi korunmuş kalenin surlarını 150 kule kuşatır.
Dış duvarlarda bir caminin yıkıntıları, bir kervansaray ve bir
kapalı çarşı; iç duvarlar içinde de harap olmuş bir sarnıç ve bir
Bizans kilisesi yer alır. Her ne kadar Alanya'nın tarihi Roma
dönemine kadar gitse de; bu kent en görkemli dönemini Alaeddin
Keykubat kışlık konaklama mekanını ve donanma üssünü buraya
taşıyınca yaşamıştır. Yapılar şehrin Selçuklular döneminde taşıdığı
önemi sergilemektedir.
Damlataş Mağarası
Eğer mağara keşfetmekten
hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezin. Mağara yakınında
Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına
ulaşabilirsiniz; fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların
kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.
Tersane
Kızılkulenin hemen güneyinde yer alır.Sinop’taki örneğinden sonra
Selçuklular tarafından yaptırılmış bir başka önemli
tersanedir.Ayrıca çağdaşları içinde günümüze en iyi korunarak gelen
Selçuklu tersanesidir. Bu tersanenin yapılmasında Anadolu
Selçuklularının kara fetihleri ile yetinmeyip deniz aşırı fetihlere
ve ülkeler arası ticarete yöneldikleri görülmektedir.40 ile 57 metre
arasında değişen derinliklere sahip 5 galeriye sahiptir.Hemen
yanında koğuş ve idari bina olarak kullanıldığı düşünülen bir yapı
ve hemen güney bitişiğinde savunma amacı ile yapılmış bir kule
kompleks oluşturur.Tersanenin giriş cephesindeki kitabede 1228
yılında yapıldığı yazılmaktadır |




 |